Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları
Gayrimüslimlerle Evlilik
   

Din İşleri Yüksek Kurulu, 19.12.2002 tarihinde Kurul Başkanı Doç.Dr.Şamil DAĞCI’nın başkanlığında toplandı.

Dini Soruları Cevaplandırma Komisyonunca hazırlanan “Gayrimüslimlerle Evlilik” konusundaki rapor görüşüldü. Yapılan müzakereler sonunda:

İslâm Dini, âileye büyük önem vermiş, âile bireylerinin karşılıklı ilişkilerinin düzenlenmesinde titizlik göstermiştir. Bundan dolayıdır ki, Kur’an-ı Kerim’de evlilik ve âile hayatı konusunda diğer alanlara göre daha detaylı hükümler bulunmaktadır.

Millî varlığın ve benliğin, dînî değer ve yaşantının muhafazası, geliştirilip devam ettirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması gibi önemli sosyal fonksiyonlar icra eden aile kurumuna hukukî meşruiyet kazandıran evlenme akdinin sınır ve şartları Kur’an’da tafsilatlı bir şekilde yer alınmış, kimlerle evlenilip, evlenilemeyeceği detaylı olarak açıklanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de, Müslümanların gayrimüslimlerle evlenmelerine bazı sınırlamalar getirilmiştir.

1.Gayrimüslimlerle evlilik

Kur'an-ı Kerim'de Müslüman bir kadın veya erkeğin müşriklerle evlenemeyeceği vurgulanmaktadır. Bakara suresinin 221. ayetinde; “İman etmedikleri sürece, Allah'a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allâh'a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, Mü'min bir cariye ondan daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece, Allah'a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allâh'a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de iman eden bir köle ondan daha hayırlıdır… " mealindeki ayet bu konuyu açıklamaktadır.

Bunların dışında kalan ehl-i kitap ile evlilik konusunda ise; erkek ile kadın ayrı olarak mütalaa edilmiş; “… Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helaldir” (Maide 5/5) ayeti ile Müslüman bir erkeğin ehl-i kitap (Yahûdî veya Hıristiyan) kadınla evliliğine izin verilmiş; ancak Müslüman kadının ehl-i kitap erkekle evlenilmesi konusunda bir hüküm verilmemiştir.

İslam bilginleri bu ayet ile Mekke’den Medine'ye hicret edip gelen kadınlarla ilgili Mümtahine suresinin “Onların Mü’min kadınlar olduklarını öğrenirseniz, kâfirlere geri çevirmeyiniz. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar.” (Mümtahine 10) ayetindeki kafir kavramının, müşrik ve ehl-i kitap dahil bütün gayrimüslimleri kapsadığından hareketle, Müslüman bir kadının, gayrimüslim erkekle evlenemeyeceğini ifade etmişlerdir.

Maide Suresinin 5. ayetinde, Müslümanların yemeklerinin ehl-i kitap için, onların yemeklerinin de Müslümanlara helal olduğu belirtildiği halde, evlilik konusunda sadece ehl-i kitap kadınların Müslüman erkeklerle evlenmelerinin helal olduğunun belirtilmesi, Müslüman kadının gayrimüslim erkekle evlenmesinin helal olmadığını ima etmektedir.

Bunun yanında içerisinde Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin de bulunduğu pek çok sahâbînin, Müslüman kadınların ehl-i kitap erkeklerle evlenmelerinin caiz olmadığı görüşünde oldukları rivayet edilmiştir.

İslâm Dîni, getirdiği hükümlerde, sosyal yapıyı, çevreyi, fertlerin psikolojik durumlarını göz önünde bulundurmuştur. İnsanın, dünya ve ahiret mutluluğunun temelinde aile hayatının önemli bir yeri vardır. Gayrimüslim erkekle evliliğin dinî açıdan (inanç, ibadet, halal-haram vs. konuları), evlenen kadın ve doğacak çocukları üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı kaçınılmazdır. Diğer taraftan toplumsal dokunun korunması ve devamı için aile yapısının ve neslin korunması önemli bir yer tutmaktadır. Zira toplumun temelini teşkil eden ve insanın en yakın ilişki içerisinde bulunduğu çevre ailedir. Bundan hareketle, günümüze kadar İslam bilginleri arasında Müslüman kadınların gayrimüslim erkeklerle evlenemeyecekleri konusunda  herhangi bir görüş ayrılığı olmamış, aksine bu konuda, bir bakıma icma oluşmuştur.

2.  Gayrimüslim Eşlerden Birinin Müslüman Olması

Ehl-i kitaptan olan gayrimüslim eşlerden erkeğin Müslüman olması halinde, mevcut evlilik devam eder. Zira, Müslüman erkeğin, ehl-i kitap bir kadınla evlenmesine Kur'an'da müsaade edilmiştir. Eşlerden kadının Müslüman olması halinde evliliğin devam edip etmeyeceği konusunda ise farklı görüşler bulunmaktadır.

a) Bazı Rivayetler Çerçevesinde Konunun Değerlendirilmesi

Hadis kaynaklarımızda, Ehl-i Kitaptan olan eşlerden kadının İslâm'ı seçip  erkeğin İslâmiyeti kabul etmemesi halinde evliliklerinin devam edip etmeyeceği konusunda, "evliliğin sona erdiği veya sona erdirilmesi gerektiği", "evliliğin devam edeceği" ve "evliliği sürdürüp sürdürmeme konusunda kadının muhayyer olduğu" şeklinde farklı rivayetler bulunmaktadır (Abdurrazzak, Musannef, VI/83-84; İbn Ebî Şeybe, Musannef, IV/69-71):

Hz. Ömer, eşi İslâmiyeti seçen bir Hıristiyan'a, Müslüman olmasını teklif etmiş, kabul etmemesi üzerine, aralarını tefrik etmiştir (İbn Ebî Şeybe, Musannef, IV/70; Abdurrazzak, Musannef, VI/83). İbn Abbas da aynı şekilde, aralarının tefrik edilmesi gerektiğini söylemiştir (Abdurrazzak, Musannef, VI/83).

Buna mukabil Hz. Ali, böyle bir durumda erkeğin hak sahibi olduğunu, evliliğe son vermedikçe evliliğin devam edeceğini belirtmiştir (İbn Ebî Şeybe, Musannef, IV/70; Abdurrazzak, Musannef, VI/84). Aynı şekilde, Hânî b. Kubayza isimli bir Hıristiyan'ın eşlerinin dördünün de Müslüman olması üzerine Hz. Ömer'in, evliliklerinin devam etmesini içeren bir mektup yazdığı kaynaklarda yer almaktadır (İbn Ebî Şeybe, Musannef, IV/71).

Diğer taraftan başka bir rivayette, Hîre halkından bir kadının Müslüman olup, eşinin İslâm'ı kabul etmemesi üzerine, Hz. Ömer, bir mektup yazarak, eşinin yanında kalıp kalmama hususunda kadının serbest bırakılmasını istemiştir (Abdurrazzak, Musannef, VI/84).

b) Fıkıh Bilginlerinin Konuya İlişkin Görüşleri

Zahirilere göre, kadının Müslüman olması halinde evlilik bağı derhal sona erer; erkeğin bilahare Müslüman olması sonucu değiştirmez. Bunu  Hz. Ömer’in uygulamasına, din ayrılığının -bazı istisnalar dışında- evliliğe engel olması kaidesine ve Mümtehine Suresinin10. ayetine  dayandırmaktadırlar. Onlara  göre bu ayet, hem bir    

Müslüman'ın gayrimüslim bir kişiyle evlenemeyeceğini, hem de daha önce bir evlilik söz konusu ise, bu evliliğin sürdürülemeyeceğini ifade etmektedir. Bu sebeple eşlerden birinin Müslüman olması halinde  evlilik bağı derhal çözülür (bk. İbn Hazm, el-Muhallâ, Mısır 1349, VII/312-316).      

Şafiî, Malikî ve Hanbelîlere göre, nikah akdi yapılmış ancak, zifaf gerçekleşmemişse, evlilik sona erer. Zifafın gerçekleşmesi durumunda ise, kadının iddeti doluncaya kadar erkeğin Müslüman olması halinde evlilikleri devam eder. Bu süre içinde erkeğin Müslüman olmaması halinde, iddetin dolmasıyla birlikte evlilik de sona erer. Bu görüş de, Zahirilerin kullandıkları delillere dayanmaktadır. Şu kadar var ki bu müçtehitler, ilk uygulamaları göz önüne alarak iddet içinde evlilik bağının devam ettiğini kabul etmişlerdir (Sehnûn, el-Müdevvenetü'l-Kübrâ, Beyrut 1999, III/921-933; Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, Beyrut 1994, IV/319 vd.).

Hanefîlere göre, gayri Müslim bir kadın Müslüman olduğunda, eşine Müslüman olması teklif edilir; İslâm’ı kabul etmesi halinde -başka bir evlilik engeli bulunmadığı takdirde- evlilik bağı devam eder, Müslüman olmayı kabul etmemesi halinde ise hakim evliliğe son verir; mahkeme yoluyla evlilik sona erdirilmedikçe evlilik bağı devam eder. Hanefiler, bu konuda kendilerine dayanak olarak Hz. Ömer’in uygulamasını gösterirler. Ayrıca evliliğin bir nimet olduğunu belirterek böyle bir nimetin Müslüman olmakla elden çıkmaması gerektiğini söylerler. Ancak karşı tarafın küfürde ısrarı, kadının inancından dolayı baskıya maruz kalabileceği endişesiyle, bu bağı sona erdirir (Merğinânî, el-Hidâye, I/220; İbn Hümâm, Fethu'l-Kadîr, III/288; Kâsânî, Bedâi'u's-Sanâî, Beyrut 1997, III/365 vd.).

İbnü’l-Kayyim ve İbn Teymiyye’ye göre, bu durumda erkeğe Müslüman olması teklifinde bulunulur; Müslüman olursa evlilikleri devam eder, aksi halde, kadın iddeti doluncaya kadar bekler, bundan sonra dilerse bir başkasıyla evlenir, isterse -süre söz konusu olmaksızın- eşinin Müslüman olmasını bekler; eşi ne zaman Müslüman olursa evlilik bağı yeni bir akde gerek kalmaksızın kendiliğinden devam eder. Nitekim Hz. Peygamber, hiçbir zaman taraflardan biri Müslüman olunca evlileri ayırmamıştır. O ve raşit halifeler zamanındaki uygulama şöyle olmuştur: Ya karşı taraf Müslüman olmadığı için eşler ayrılmıştır, yahut da süre söz konusu olmaksızın diğerinin Müslüman olması beklenmiştir. Mümtehine Suresinin 10. ayeti iddia edildiği gibi taraflardan biri Müslüman olunca evliliğin derhal sona ereceğine delalet etmez. Ayet, karşı taraf Müslüman olmayı kabul etmezse, evlilik hayatının fiilen devam etmeyeceğini gösterir. Bu hükmün aksini ifade eden rivayetler ve uygulamalar ya sabit değildir, yahut da yanlış yorumlanmıştır (İbn Kayyim el-Cevziyye, Ahkâmu Ehli'z-Zimme, Beyrut 1997, II/640-695).  

Bu farklı rivayet ve görüşler, ehl-i kitap olan eşlerden kadının Müslüman olması durumunda nikahın ortadan kalkacağı hususunda kesin bir nas bulunmadığını göstermektedir. Bu sebepledir ki,  râşit halife ve sahabîlerden konuyla ilgili olarak farklı görüşler nakledilmiştir.

Sonuç olarak, gayrimüslim çiftlerden kadının Müslüman olması halinde, kadının, çocukların ve İslam toplumunun yararları göz önünde bulundurularak, zamana ve şartlara göre çözümler üretilebilir. 

Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında;

    a)    Müslüman erkek veya kadının, dinsiz veya Allah'a ortak koşanlarla evlenmesinin dinen geçersiz olduğuna, buna karşılık Müslüman erkeğin ehl-i kitap bir kadınla evlenmesinin caiz olduğuna,

     b)    İslam'ın hükümlerinde gözettiği dinin korunması ilkesi ile İslâm toplumunun korunmasının zorunluluğu göz önünde bulundurularak, Müslüman bir kadının, ehl-i kitap da olsa gayrimüslim bir erkekle evlenmesinin helal olmadığına,

      c)     Ehl-i kitap olan evli çiftlerden Müslümanlığı seçen kadının veya herhangi bir sebeple ehl-i kitap bir erkekle evli bulunan Müslüman bir kadının bu evliliğini sürdürüp sürdürmeme konusundaki tercihinin -evliliğin devam ettirilmesinin dinî açıdan, kadın ve çocukları üzerinde olumsuz etkileri bulunmaması kaydıyla- tamamen kendisine ait olduğuna, mahkeme kararıyla ayrılmadıkça bu evliliklerinin dinen devam edeceğine,

Karar verilmiştir.


 Görüntülü Cevaplar  Sıkça Sorulanlar  Dini Bilgiler  Soru Sor
 Konular