/ Din İşleri Yüksek Kurul Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, Uluslararsı Mevlid-i Nebi Sempozyumunun “Değerlendirme ve Kapanış” oturumuna katıldı.
Din İşleri Yüksek Kurul Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, Uluslararsı Mevlid-i Nebi Sempozyumunun “Değerlendirme ve Kapanış” oturumuna katıldı.




Oturum başkanlığını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın yaptığı değerlendirme ve kapanış oturumunda Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, böyle bir tema ile sempozyum düzenleyen Diyanet İşleri Başkanımıza, ekibine, tebliğleriyle katkı sunan tüm katılımcılara, sempozyumu takip eden izleyicilere, sempozyumda emeği geçen herkese teşekkür ederek bir değerlendirme konuşması yaptı.
Haçkalı konuşmasında böyle konuların konuştuk, tartıştık, müzakere ettik geçti, gitti şeklinde konular olmadığını, çocuklarımızı konuştuğumuz zaman aslında insan yetiştirme meselemizi konuştuğumuzu dile getirerek toplumda görülen şiddet gibi asla kabul edilemez olumsuzlukları başkalarının değer dediği şeylerle değil, kendi değerlerimizle ele alıp değerlendirmemiz gerektiğini ifade etti.
İnsan yetiştirme meselemizin dünyevi kariyerle birlikte manevi kariyeri de ele alması, bunların birbirinden asla koparılmaması gerektiğini aksi takdirde insanın mahvedileceğini, dünyevi kariyerin uhrevi kariyeri amaçlaması gerektiğini dile getiren Haçkalı, “Toplum insan-ı kamiller yetiştirecek ki onlar da o toplumu yetiştirsin” şeklinde konuşmasını sürdürdü.
Hz. Peygamber’in çocuklara önce insan muamelesi yaparak onlara değer verdiğini, onlarla gönül bağı kurduğunu, kendine onları dost ve arkadaş edindiğini, onlara yapmacık, göstermelik, çıkar ve menfaate göre değil; samimi bir şekilde davrandığını, gerçek sevgiyi, gerçek dostluğu, gerçek arkadaşlığı gösterdiğini, gerçek örnekliği sergilediğini, onları hiçbir zaman ihmal etmediğini, onlarla güzel vakit geçirdiğini, onları yaşayarak, hissederek ve hissettirerek eğittiğini ifade eden Haçkalı, Hz. Peygamber’in çocuklara manevi kariyer bilinci verdiğini, dürüst, adalet ve hakkaniyetin peşinde koşan, sadakat, vefa, güzel ahlak, dostluk, aldatmamak, asla yalan konuşmamak gibi değerleri öğrettiğini, bütün bunları da dünyadan koparmadan, şahsiyeti ezmeden, tektipleştirmeden, herkesi kendi kabiliyeti çerçevesinde yönlendirerek yaptığını örneklerle anlattı.
İki yüzyıldır nesillerimizi, medeniyetimizi, kendimizi, bizi biz yapan değerlerimizi, modernite diye ifade edebileceğimiz bir duruma kurban verdiğimizi ifade eden Haçkalı, televizyon ve sosyal medyaya daha çocukluk çağında çocuklarımızı teslim etmememiz gerektiğini belirterek “Artık medya okuryazarlığını iyi öğretmeliyiz. Çocuklarımıza insan olmanın değerini anlatabilmeliyiz” dedi. Çocuklara izletilen çizgi filmlere karşı dikkatli olunması gerektiğini, bu yolla çocuklarımızın bizden alınıp sürü haline getirilmek istendiğini örneklerle anlatan Haçkalı, bu konuda ebeveynlere, topluma, devlete ve medya kuruluşlarına büyük görevler düştüğünü,  çocuk eğitimine de onlara anne ya da baba seçerken yani evlenirken başlanılması gerektiğini ifade etti.
Son olarak “Çocuklarımıza kendi değerlerimizi öğretmeli, kendi tarihimiz, medeniyetimiz ve kültürümüzle kıvanç duymalıyız, bunu onlara göstermeliyiz. Çocuklarımıza ve nesillerimize batı karşısında eziklik diye bir miras bırakmamalıyız” şeklinde konuşan Haçkalı, “İnsanlık bizde, açları doyurmak bizde, evsizlere ev, ailesizlere aile olmak bizde, en yakın örneğimiz Suriye” diyerek kendimiz olmamız gerektiğine ve bizi biz yapan en büyük gücün de kendimiz olduğu hususuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı’nın değerlendirme konuşmasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


 Görüntülü Cevaplar  Sıkça Sorulanlar  Dini Bilgiler  Soru Sor
 Konular